Hukuk Forum NET

Üye olmak için bugün ücretsiz bir hesap açın! Oturum açtıktan sonra, kendi konularınızı ve gönderilerinizi ekleyerek bu siteye katılabilecek ve kendi özel gelen kutunuz aracılığıyla diğer üyelerle bağlantı kurabileceksiniz!

2023 Zina Nedeniyle Boşanma Dilekçe Örneği

HukukForum®

YÖNETİM
Yönetici
Admin
Moderatör
Kayıtlı Kullanıcı
ŞEHRİNİZ.. ? NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

Dava Dilekçesi

17/04/2023

TEDBİR TALEPLİDİR




DAVACI : İSİM SOYİSİM (TCKN: 0000000)

Adres:

VEKİLİ : Av. ?

DAVALI : İSİM SOYİSİM (TCKN: 00000000)

Adres:

KONU : Öncelikle Zina (TMK m. 161) nedeniyle tarafların boşanmasına sayın mahkeme aksi kanaatte hasıl olması durumunda ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması (genel boşanma sebebi TMK m. 166/1) gerekçesiyle tarafların boşanmasına karar verilmesi ve mal rejiminin tasfiyesi, taleplerimizden ibarettir.

A-) AÇIKLAMALAR :

1-
Müvekkil ile davalı İSİM SOYİSİM’in birliktelikleri ?/0?/202? tarihindeki imam nikâhı ile başlamışsa da davalının eski eşinden boşanma işlemlerinin uzaması üzerine resmi olarak ?/0?/202? tarihinde evlenmişlerdir. Tarafların bu evlilikten; İSİM SOYİSİM (16 Yaşında), İSİM SOYİSİM (9 Yaşında) olmak üzere 2 müşterek çocukları bulunmaktadır. Müvekkil ev hanımıdır. Herhangi bir geliri bulunmamaktadır. Davalı İSİM SOYİSİM ise, 00000000 Sicil Numarası ile kendi adına VS.. şirketi işletmektedir. Aylık kazancı ortalama bir bireyin kazancından oldukça fazladır. Müvekkil evlendikleri günden itibaren evlilik birliği içerisinde üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirmiş; aile bağlarının kuvvetlenmesi, evliliğin devam etmesi için elinden gelen çabayı fazlasıyla göstermiştir. Ancak aynı çaba davalı tarafça gösterilmemiş; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olacak ve zina boşanma nedenini gerektirecek davranışlar sergilenmiştir. Şöyle ki;

2-DAVALI TARAF TMK m. 161’DE BELİRTİLEN ZİNA EYLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLDUĞUNDAN BU DOĞRULTUDA BOŞANMAYA KARAR VERİLMELİDİR.

Davalı, yaklaşık olarak 201? yılından itibaren müvekkili aldatmaya başlamıştır. Sosyal medya üzerinden veya akrabaların, eşin, dostun görmesi üzerine aldatma fiilleri bir şekilde müvekkile hep ulaşmıştır. Müvekkil, davalı tarafın telefonunda defalarca farklı kadınlarla konuşmalar yakalamıştır. Konuşmalara ilişkin daha önce ekran görüntüleri alsa da, müvekkilin telefonunun bozulması sonrası elindeki bazı veriler kaybolmuştur. Elimizde davalı ile birliktelik yaşadığı kadının birlikte bir odada yalnızlarken ve üzerlerinde bornozlar varken fotoğrafları bulunmaktadır. Bu fotoğraf bile başlı başına zina fiili için karine oluşturmaya yetecektir. Ancak yine de aldatma fiiline ilişkin elimizde bulunan bilgi ve belgeler ile ilgili bazı olayları anlatmak gerekirse;

Müvekkil, davalının telefonunda gelen bildirimlerden gördüğü kadarıyla, davalı defalarca diğer kadının hesabına para göndermiştir. Bu durumun ortaya çıkarılması adına davalının öncelikle Denizbank A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş., Türkiye Garanti Bankası A.Ş., Qnb Finansbank, Kuveyttürk Katılım Bankası A.Ş., Akbank Türk A.ş, Ing Bank A.Ş., Türk Ekonomi Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş., Yapı Ve Kredi Bankası A.Ş. bankalarında bulunan hesaplarının son 6 ay içerisindeki EFT/HAVALE işlemleri sayın mahkeme tarafından celp edilmesi gerekmektedir.

Davalı, kullanmış olduğu 000000 numaralı cep telefonunun; Turkcell dijital operatör uygulaması üzerinden yapılan kayıt sorgulamasında diğer kadının kullandığı 111111111 numaralı telefonu defalarca aradığı ve mesajlaştığı görülmektedir. Davalıya ait HTS kayıtlarının ilgili operatörden celp edilmesi durumunda da diğer kadın ile aralarındaki ilişki tamamıyla açığa çıkmış olacaktır.

Tüm bu anlatılanlardan anlaşılacağı üzere davalı taraf, aile birliği içerisinde üzerine düşen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak zina fiilini işlediği açıktır. Sunmuş olduğumuz fotoğraf, video kayıtları, mahkeme huzurunda dinlenecek tanık beyanları, sayın mahkemenin celp işlemlerinden sonra daha net bir şekilde görülecek banka kayıtları ve telefon dökümlerinden de anlaşılacağı üzere yerleşik yargıtay içtihatlarında TMK m. 161’de yer alan zina nedeniyle boşanma sebebi için tüm şartlar gerçekleşmiştir. Dolayısıyla sayın mahkemenin öncelikle özel boşanma nedeni olan zina nedeniyle boşanma talebimizi değerlendirmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin taleplerimizi destekler nitelikte bazı yargıtay kararları şu şekildedir;

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar : 2014/1553

“…Zina (TMK.md. 161) sebebine dayanan boşanma davalarında yasada öngörülen hak düşürücü süre, süre gelen eylemlerde, son eylemin bittiği tarihten itibaren başlar. Davalının davacıdan başka iki ayrı kadınla karı-koca gibi birlikte yaşamasının devamlılık arz ettiği tanıklarca ifade edildiğine göre, zina nedenine dayanan boşanma nedeni için öngörülen altı aylık sürenin son eylem tarihinden başlayacağı, buna göre davanın süresinde açıldığı gözetilmeden olayın tek eylem gibi değerlendirilerek, şartları oluşmuş olmasına rağmen zina nedenine dayanan boşanma talepleri yönünden davanın reddedilmesi doğru bulunmamıştır…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar : 2016/15885

“...Davacı-karşı davalı kadın, zina (aldatma)(TMK m.161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebeplerine dayanarak boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. Davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacının aldatması nedeniyle hem özel hem de genel sebebe dayanarak boşanma talep edebilir…”

Yapılacak yargılamada sayın mahkeme tarafından zina nedeniyle boşanmanın şartları oluşmadığına karar verilmesi durumunda ise aşağıda açıklayacağımız durumlar birlikte gözetilerek TMK m. 166/1 çerçevesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilmesi gerekmektedir.

3-DAVALI TARAF SÜREKLİ OLARAK HAKARET VE TEHDİT İÇERİKLİ DAVRANIŞLAR SERGİLEMEKTEDİR.

Daval, toplum içerisinde ve telefonda sürekli olarak müvekkile hakaret etmekte, ağır küfürler söylemekte ve tehditler savurmaktadır. Yıllardır sürekli yaşanan bu olaylara çocuklarının aile ortamında büyümesi ve olumsuz etkilenmemeleri için dayanan, sabır gösteren müvekkil için bu durum artık çekilemez ve evlilik birliğini devam ettiremez hale getirmiştir.

Davalı taraf, müvekkile karşı telefonda ve toplum içerisinde sürekli hakaret, tehdit ve küfürlü şekilde ağır ifadeler sarf ederek konuşmaktadır. Buna ilişkin ekte sunmuş olduğumuz telefon ekran görüntüsünde de görüleceği üzere, davalı, tarafından kullanılan 00000000 numaralı telefondan, Whatsapp isimli mesajlaşma programı üzerinden müvekkile karşı ağır hakaretler mevcuttur. Ekte sunmuş olduğumuz ekran görüntüsü defalarca yaşanan hakaret ve tehditin sadece bir örneğidir. Müvekkil’in eski telefonu kırıldığı ve içindeki veriler kaybolduğundan yalnızca son zamanlardaki konuşmaya ilişkin verilere ulaşılabilmektedir. Bu ve buna benzer tehdit, hakaret ve küfür içerikli söylemler yıllardır tekrarlanarak devam etmektedir.

Yukarıda yer alan paragrafta anlatmaya çalıştığımız üzere davalı taraf, hakaret, tehdit ve küfür içerikli söylem ve davranışlarını alışkanlık haline getirmiştir. Neredeyse her gün, çocukların gözü önünde, gelişimlerini olumsuz etkileyecek ve müvekkilin onurunu kıracak şekilde yaşanan olaylar, müvekkil açısından çekilemez ve dayanılamaz hâle gelmiştir. Normal bir insandan beklenebilecek sabır ve tahammülün, anneliğin vermiş olduğu iç güdü ve evlilik birliğini koruma çabasıyla kat kat fazlasını gösteren müvekkil için artık davalı ile aynı evi paylaşacağı 1 saniyeye bile tahammülü kalmamıştır. Konuya ilişkin açıklamalarımızı destekler nitelikte yaşananların evlilik birliğini temelinden sarstığına ilişkin çok sayıda yargıtay kararı mevcuttur;

Yargıtay HUKUK GENEL KURULU E. 2017/1932 K. 2019/568 T. 16.5.2019

“...Oysa, davalının eşine “köpek, şerefsiz, çingene, mahalle karısı, kültürsüz, seviyesiz” şeklinde sözler söyleyerek devamlı aşağıladığı ve küfürlü sözler sarfettiği, sık sık alkol alıp, evdeki eşyalara zarar verdiği, davacının da kocasından “tiksindiğini” söylediği, çocuklarına “eşek oğlu eşek” dediği, eşinin hastalığında onunla ilgilenmediği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalının, davacıya göre baskın kusurlu olduğu kabul edilmelidir…”

4-DAVALI TARAF, MÜVEKKİLE FİZİKSEL ŞİDDET UYGULAMAKTADIR.

Davalı, müvekkile her fırsatta fiziksel şiddet uygulamaktadır. Artık davalı tarafından müvekkile vurmak ve yaralamak sıradan bir durum haline gelmiştir. Bu durum bazen küçük yaralanmalara yol açarken bazen telafisi mümkün olmayan ağır yaralanmalara neden olmaktadır. Ayrıca sürekli olarak çocukların yanında yaşanan bu şiddet olayları onların gelişimini ve müvekkilin ruh sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Darp durumuna ilişkin bir kaç örnek vermek gerekirse;

Bu kısımda varsa bu duruma ait olaylar hakkında ayrıntılı bilgiler verilecektir.

Ayrıca aşağıda sunmuş olduğumuz yargıtay kararında da görüleceği üzere, müvekkilin şikayetlerini geri alması davalının bahsedilen fillerini affettiği anlamına gelmemektedir. Müvekkilin bu vakte kadar susmasının ve yaşananları içine atmasının nedeni aile birliğini korumak ve çocuklarına daha güzel bir gelecek sağlayabilmektir, müvekkil hiçbir zaman davalının fiillerini affettiğini belirtmemiştir.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ – K.2018/8457

“...Davalı erkeğe yüklenen eşine fiziksel şiddet uygulama eylemi dışında kalan diğer kusurlu eylemlerin mevcut delil durumuna göre davacı kadın tarafından ispatlanmadığı ne var ki, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kadına fiziksel şiddet uygulayan davalı erkeğin yine de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu anlaşılmakla, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA karar verilmiştir….

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ -K.2018/2622

“...Mahkemece kararın gerekçesine konu edilen, kadının ceza davasında şikayetten vazgeçmesi erkeği cezadan kurtarmaya yönelik olup, erkeği affettiği anlamına gelmediği gibi affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının mevcut olması ya da en azından affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup, ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle ispatı lazımdır…”

5-DAVALI TARAF EV VE ÇOCUKLARLA İLGİLİ HİÇBİR SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMEMEKTEDİR.

Davalı evdeki yükümlülüklerini de yerine getirmemektedir. Türk Medeni Kanununda “Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma -Madde 186/3- Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” hükmü amirdir. Ancak davalı taraf ortak konutla ilgili bazen müvekkile giderleri karşılaması ve alışveriş yapması için vermiş olduğu para haricinde hiçbir konuyla ilgilenmemektedir. Çocukların doktora götürülmesi, tedavileri ile ilgilenilmesi tamamen müvekkile aittir. Davalı taraf, yalnızca tedavi ücretlerini karşılamak veya para bırakmanın, çocuklara ve eşine ilgi göstermek olduğunu zannetmektedir. Çocukların okulları ile ilgili toplantılar, görüşmeler ve tüm ilgi alaka tamamıyla müvekkile aittir. Davalı taraf hem çocukları adına hem de müvekkil adına evde sorumlu olduğu tüm konularda ilgisiz ve duyarsız bir tavır sergilemektedir. Dolayısıyla anlatılanlar ışığında davalı; evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamak için çaba göstermek, çocukların eğitim ve gözetimine özen göstermek, birlikte yaşama yükümlülüğü, dayanışma ve yardımcı olma gibi evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Konuya ilişkin aşağıdaki yargı kararı da anlatılanların bir boşanma sebebi olduğunu ortaya koymaktadır.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E: 2010/9587 K: 2011/10887 K. T: 20.06.2011

“...Davacı-davalının, ev işlerini yapmadığı çocuğuna ve eşine gerekli ilgi ve sevgiyi göstermediği toplanan delillerle anlaşıldığına göre, bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir…”

5-Yukarıda anlatmış olduğumuz olayları TMK m. 166/1 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) çerçevesinde değerlendirmek gerekirse; “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı TMK m. 166/1 “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir…” hükmü amirdir. Anılan hüküm çerçevesinde boşanma davası açılabilmesi için evlilik birliği temelinden sarsılmış olmalı ve bu durum eşlerden birinin müşterek hayatı sürdürmesinin beklenemeyeceği düzeyde olmalıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması her evlilik için ayrı ayrı değerlendirilecektir. Müvekkil ile davalı arasında yaşananlara bakıldığında;

5.1-Davalının sürekli olarak müvekkili tehdit etmesi, ağır küfürler söyleyerek, hakaretlerde bulunması ve bunu toplum içinde veya çocukların yanında da yapıyor olması… Mahkeme kararlarına da yansıyacak şekilde müvekkile fiziksel şiddet uygulaması… Farklı kadınlarla yaşamış olduğu dost hayatı nedeniyle sürekli olarak müvekkili aldatarak güven sarsıcı davranışlarda bulunması ve sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ediyor olması… Çocuklarıyla ilgilenmiyor ve ortak konutta birlikte yaşama yükümlülüğüne ilişkin görevlerini yerine getirmiyor olması, durumları bir arada düşünüldüğünde bir çok insanın dayanamayacağı ve sabır gösteremeyeceği durumlara dahi katlanmış müvekkil için dahi tüm bu yaşananlar TMK 166/1 çerçevesinde değerlendirildiğinde ortak yaşamı sürdürülemez bir hâle getirmiştir.

B-) VELAYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

“Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları

Hâkimin takdir yetkisi

Madde 182 – “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.” Hükmü amirdir.

-Anılan hüküm çerçevesinde 00000 Doğumlu İSİM SOYİSİM (16 Yaşında) ve 000000 doğumlu İSİM SOYİSİM (9 Yaşında) yukarıda anlatılan olaylar ışığında üstün yararları değerlendirildiğinde velayetin müvekkil anneye verilmesi gerekmektedir. Müvekkil manevi olarak çocuklara en iyi şartlarda bakabilecek ve iyi bir gelecek sunabilecek duruma sahiptir. Davalı babanın çocuklarının önemsemeden onların önünde annelerine küfür ve hakaret etmesi, çocukların gözü önünde fiziksel şiddet uyguluyor olması ve çocuklara ilişkin ilgisiz tavırları düşünüldüğünde velayetin müvekkil anneye bırakılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, TMK m. 182 çerçevesinde çocukların üstün yararının, müvekkil lehine velayet ilişkisi kurulması yönünde olacağını göstermektedir. Ayrıca davalı baba ile kurulacak şahsi münasebet konusunda, yatılı olmayacak şekilde müvekkil anne gözetiminde günü birlik görüşmeler şeklinde karar verilmesini talep ederiz.

C-) NAFAKAYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

TMK m. 174 çerçevesinde çocukların velayetinin müvekkil anneye verilmesi durumunda iştirak nafakası ve evliliğin davalının kusurlu davranışları sonrası son bulduğu kararı verilmesi halinde yoksulluk nafakası olmak üzere nafaka taleplerimiz vardır.

-Tarafların ekonomik durumları ve çocukların eğitim, yaş gibi durumları göz önünde bulundurularak iştirak nafakası miktarı belirlenmelidir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde müvekkil ev hanımı ve herhangi bir geliri bulunmamaktadır. Davalı tarafın kendi adına işletmekte olduğu bir nakliye şirketi bulunmaktadır. Tüm bu giderler ve tarafların ekonomik durumları takdir edilecek iştirak nafakası tutarında dikkate alındığında her bir çocuk için aylık 3.500 TL olmak üzere toplamda aylık 7.000 TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep ederiz.

-Boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olan müvekkil için sayın mahkemenin zina nedeniyle boşanmaya karar vermesi veya genel boşanma nedeniyle hüküm kurulması halinde davalının daha kusurlu bulunması durumunda müvekkile yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Tarafların ekonomik durumları ve kusur durumları göz önünde bulundurulduğunda müvekkile aylık 3.000 TL yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmesini talep ederiz.

-Verilecek her iki nafaka türü için de devam eden süreçte nafakanın her yıl belirlenen ÜFE oranında artışına karar verilmesini talep ederiz.

D-) TEDBİRLERE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

-Yukarıda “C” bölümünde yer alan nafaka taleplerimizin işbu dava dilekçesi ile açılacak dava süresince de ödenmesi; her bir çocuk için aylık 3.500 TL olmak üzere toplamda aylık 7.000 TL iştirak nafakasına, aylık 3.000 TL yoksulluk nafakasına davanın açıldığı tarihten hükmün kesinleşeceği tarihe kadar tedbiren karar verilmesini talep ederiz.

-Yukarıda “B” bölümünde velayete ilişkin yapmış olduğumuz açıklamalar doğrultusunda çocuklarIN velayetlerinin dava süresince tedbiren müvekkil anneye bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.

-Evlilik birliği içerisinde edinilmiş ve müvekkilin de üzerinde payı bulunan ancak yasal olarak davalıya ait olarak görünen araba, ev, gibi mal varlıkları üzerinde tasarruf yetkisinin tedbiren kısıtlanması gerekmektedir. Tasarruf yetkisinin kısıtlanmaması durumunda, davalının malları satması muhtemeldir. Açıklanan nedenlerle davalı adına kayıtlı tüm mal varlıklarına satış işlemini kısıtlayacak tedbir kararı verilerek ilgili yerlere müzekkere yazılmasını talep ederiz.

-Davalının banka hesaplarında bulunan nakit paraların başka hesaplara aktarılarak kaçırılmaması için, bankalarda bulunan hesaplara tedbiren bloke işlemi uygulanmasına karar verilmesini talep ederiz.

– “…. İzmit/Kocaeli” adresinde bulunan ortak konutun müvekkil adına özgülenmesi talebimiz mevcuttur. Zira davalı zaten ev giderlerine ev işlerine katkı sağlamamakta, çocukların bakım ve gözetimini üstlenmemektedir. Davalının, dava süresince yaşamını farklı yerlerde idame ettirebileceği ekonomik durumu mevcuttur. Açıklanan nedenlerle ortak konutun dava süresince müvekkile özgülenmesi tedbirinin alınmasını talep ederiz.

E-) TAZMİNATA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

-“…Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yeniden sağlanması için kabul edilmiş bir tatmin (veya telafi) yöntemi olup, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir. Kocanın eşini, başka bir kadınla aldatması, ağır hakaret hallerinde, kişilik haklarına saldırının varlığı kabul edilmektedir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları etkili ölçüttür…” ifadeleri ile olayımızla birebir örtüşen Hukuk Genel Kurulu’nun 14.04.2010 gün ve 2010/2-203 E., 2010/220 K. sayılı ilamı doğrultusunda öncelikle manevi tazminat talebimiz mevcuttur. HGK kararında da bahsedildiği üzere boşanmaya sebep olan olaylar müvekkilin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu için yukarıda bilgisi verilen ekonomik durumlar doğrultusunda davalının 300.000 TL manevi tazminatı müvekkile ödemesine karar verilmesini talep ederiz.

-Yukarıda açıklanan olaylar nedeniyle davalının 100.000 TL maddi tazminatı müvekkile ödemesine karar verilmesini talep ederiz.

F-) MAL REJİMİNİN TASFİYESİNE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ

TMK m. 179 vd. Hükümleri doğrultusunda eşler arasındaki mal rejiminin tasfiye edilebilmesi için boşanma kararının kesinleşmiş olması gerekmektedir. Ancak zaman aşımını durdurmak, özel boşanma talepli davamızda yer alan boşanma davasını değerlendiren mahkeme ile mal rejiminin tasfiyesi davasını gören mahkemenin aynı olmasının işleyiş açısından daha sağlıklı olacağı düşüncesi ile işbu boşanma davası ile birlikte mal rejiminin tasfiyesini de isteme zorunluluğumuz hâsıl olmuştur. Yerleşik yargıtay içtihatları ve uygulamada sıkça uygulanan prosedür doğrultusunda mal rejiminin tasfiyesine ilişkin taleplerimiz sayın mahkeme tarafından tefrik edilerek yeni bir dosya esasına kaydı ile boşanma davasının sonucunun beklenmesine karar verilmesini talep ederiz.

-Taraflar arasında herhangi bir mal rejimi sözleşmesi bulunmamaktadır. Mal rejiminin tasfiyesi yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma hükümleri doğrultusunda yapılmalıdır. Müvekkilin evlilik birliği içerisinde edinilen ev, araba, kamyon ve bankalarda bulunan nakit paralar üzerinde hakkı bulunmaktadır. Müvekkilin evlilik birliği içerisinde edinilen ve yapılacak tapu kayıt sorgusu, trafik tescil sorgusu, banka kayıtlarına ilişkin bilgilerin celbi sonrası tespit edilecek tüm mal varlığı ile ilgili katılma alacağımız mevcuttur. Mal varlıkları üzerinde müvekkilin 1/2 oranında hissesi bulunduğundan tespit edilecek mal varlıklarında 1/2 hissenin tesciline, bunun mümkün olmaması durumunda katılma alacağı olarak şimdilik 1.000 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep ederiz. (Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımızı saklı tutarız.)

-Özel boşanma nedenlerinden TMK m. 161 zina nedeniyle boşanma taleplerimizin değerlendirilmesi sonucu, sayın mahkemenin TMK m. 161 nedeniyle boşanmaya karar vermesi durumunda; TMK m. 236/2 “…Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.” hükmü doğrultusunda davalı tarafın pay oranının kaldırılarak veya azaltılarak tasfiyenin yapılmasını talep ederiz.

-Mal rejiminin tasfiyesi dosyası üzerinden veya işbu boşanma dosyası üzerinden acilen davalının mal varlıklarını kaçırmaması için tedbir kararı verilerek ilgili birimlere müzekkere yazılmasını talep ederiz. Ayrıca bankalarda bulunan nakit paraları da başka hesaplara aktararak kaçırmaması adına banka hesaplarına bloke koyulmasına karar verilmesini talep ederiz.

Yukarıda açıklanan sebepler, kanun hükümleri ve yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda; öncelikle özel boşanma sebebi olan zina nedeniyle tarafların boşanmasına karar verilmesi, sayın mahkeme aksi kanaatte olursa tarafların ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenememesi, güven ve duygusal bağın kopmuş olması, aslında fikren ve bedenen bitmiş bir evliliğin bulunması nedenleriyle; davalının kusurlu davranışları doğrultusunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle boşanmaya ve yukarıda talep edilen fer’ilere hükmedilmesi gerekmektedir.



HUKUKİ NEDENLER : 4721 Sayılı TMK, 6100 Sayılı HMK ve İlgili Mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER : Tanık, yemin, bilirkişi, isticvap ve ilgili sair deliller.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda açıklanan ve mahkemece resen gözetilecek hususlar birlikte değerlendirilerek;

-Müşterek çocuklar İSİM SOYİSİM (16 Yaşında) ve İSİM SOYİSİM (9 Yaşında) velayetinin müvekkil anneye VERİLMESİNE,

-Velayet, nafaka, tasarruf yetkisinin kısıtlanması, banka hesaplarına bloke ve ortak konutun özgülenmesi gibi açıklamalar kısmında ayrıntılı yer alan tüm TEDBİR taleplerimizin KABULÜNE,

-Maddi – manevi tazminat taleplerimizin KABULÜNE,

-Mal rejiminin tasfiyesi taleplerimizin tefrik edilerek yeni bir dosya esasına KAYDINA,

-Tarafların TMK m. 161 hükmü gereğince zina nedeniyle BOŞANMALARINA,

-Sayın mahkeme aksi kanaatte hâsıl olursa TMK m. 166/1 hükmü gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle BOŞANMALARINA,

-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine BIRAKILMASINA, karar verilmesini talep ederiz. ?/?/2023



Av. .....

Davacı Vekilleri
 

Konuyu görüntüleyenler

Benzer konular

  • Üst Alt